Giriş Formu



Kimler Çevrimiçi

Şu anda 138 ziyaretçi çevrimiçi

İstatistik

Üye : 727
İçerik : 509
Sayfa Gösterimi : 2393974
Seyyah ve Tarihçilerin İzinde Karpodaimon'dan Kırklareli'ye Yazdır E-posta

Sayfalarımızda daha önce yer verdiğimiz; "Kaybolan Tarih; Kırklareli Hükümet Sarayı", "Kırklareli'nin Yitik Hafızası; Serdar Ali Paşa Camii", "Kırklareli Sinagogu; Hoşçakal Doğduğum Şehir" gibi inceleme yazılarıyla tanıdığınız Barış TOPTAŞ, Kırklareli'nin tarih boyunca süren yolculuğuna bu defa seyyahların gözünden bakıyor. Sizi TOPTAŞ'ın "Seyyah ve Tarihçilerin İzinde Karpodamion'dan Kırklareli'ye" isimli çalışmasıyla başbaşa bırakıyoruz.

SEYYAH VE TARİHÇİLERİN İZİNDE KARPODAIMON’DAN KIRKLARELİ’YE

Barış TOPTAŞ

Trakya’da şirin bir şehir olan Kırklareli’nin ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Karpodaimon, Tarpodison, Herakliya, Vrisium, Verise, Bozilli, Nerisse, Aya Saranda, Dessarakendi Eklisite, Kırkkimse, Kırkkimesne ve son olarak Kırkkilise adları ile anılan şehre (1) Rumlar tarafından Saranda Ekklesies, Bulgarlar tarafından Lozengrad adı verilmiştir. Kırkkilise ismi Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında da kullanılmaya devam edilmiştir. Kırkkilise’li Milletvekili Doktor Ali Fuat Umay’ın 4 Aralık 1923 tarihli önergesi ile (2) , şehrin Kırkkilise olan adı, 20 Aralık 1924 tarih ve 537 Sayılı Kanun ile Kırklareli olarak değiştirilmiştir.(3)

Halen Kırklareli olarak kullanılan şehrin adı, konumu ve tarihi hakkında çeşitli kaynaklar, gezi notları ve seyahatnamelerde bir takım bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilerden bazılarını önem ve sırası ile ele alacak olursak;

Şehrin bilinen ilk adı, Ptolemeos Klaudios’un (M.S. 150) Geografika adlı eserinde birçok meyvenin yetiştiği yer anlamına gelen, “Karpodaimon” olarak geçmektedir. (4)

Antonios’un (M.S. 4. y.y.) seyahatnamesinde ise, şehrin adı “Tarpudison” (Tarpodizos) olarak anılmaktadır. (5)

Hammer’ın Büyük Osmanlı Tarihi eserinde, şehrin I. Murat tarafından fetih edildiği belirtilerek, şehrin adı “Heraklia” olarak gösterilmiştir. (6)

Sadrazam Cevat Paşanın Osmanlılar Tarihinde, şehrin I. Murat tarafından bizzat bir kolordu ile alındığı belirtilmiş, adı “Kırkkilise” olarak gösterilmiştir. (7)

Katip Çelebinin Takvimüt Tevarih Tarihi Eserinde ise;

“769 Senesinde Padişah kışı Edirnede geçirip evvel bahara hareketle Kırkkilise muhafızlarını duçarı inhizam ederek orasını dahi memaliki islamiyeye ilave etti.” şeklinde yer verilmiştir. (8)

17. Yüzyılın ikinci yarısında Kırklareli’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, şehrin adından “Kırkkilise” olarak bahsederek, şehirle ile ilgili;

“İlk kurucusu, (Yanko oğlu İlyana) adlı kraldır. Edirne’den kurulup, yediyüzaltmışdokuz tarihinde Hüdavendigar Gazi eline geçmiştir. Edirne eyaletine bağlı sancaktır. Buraya bağlı mükellef köyleri var. Sancak beyine adalet üzere onbin kuruş gelir getirip, beşyüz adam ile hükümet eder. Beyinin hassı ikiyüz bin akçadır. Livaya bağlı bir zeamet onsekiz tımar vardır. Savaş sırasında cebelileriyle sekizyüz, beyinin askeriyle binüç yüz askeri olur. Üçyüz payesiyle yüzeli akçelik şerif kazadır. Kadısına adalet üzere üçyüz kese gelir getirir. Kalesi yoktur. Yeniçeri serdarı, sipahi kethüdayeri , muhtesibi bacdarı var. Şehrin dört tarafında kara taşlı kırmızı topraklı bağ ve bahçeler var ki, içinde insan kaybolur.

Şehri bahçelerin kenarında geniş bir düzlükte kat kat kiremit örtülü, mamur yüksek sarayları ile süslü ve şirin bir kasabadır. Camileri arasında (Eski cami) meşhurdur. Hamamlarından köprü başındaki hamamla bedestene bitişik hamam güzeldir . Dükkanları şehre göre azdır. Amma, bedesteni mamurdur. Yer yer sebil ve hayat suyu çeşmeleri var. Özetle şehir içinde köprü başında iki musluktan akan bir hayat suyu vardır. Bir çeşme üzerinde aydın kişilerin devam ettiği bir kahve var. Evleri kiremitlidir. Şehir bir bayır dibinde kurulmuş olup; kıble tarafı saf bağ ve bahçeler ve köyler ile süslüdür. Kıble tarafındaki mezarlığın acayip bir tarzda sivri sivri uzun taşlardan alametleri var. Halkı, hep ehli sünnet ve ehli zevk adamlardır. Yirmibin kadar bağı var. Suyu üzümlü olur. Müsellesi, pekmezi ve köftesi (köftürü:üzüm pestili) gayet meşhurdur. (9) Burdan şimale (kuzey) dağlar ve ormanlar içinden giderek, Istranca dağlarıyla, boğaz iskelesini üç saat bir tarafta Karadeniz kenarında bırakarak Karapınar Karyesine geldik.” (10) bilgilerine yer vermiştir.

15 Şubat 1608 tarihinde Buğdanlı Ermeni tacirleriyle birlikte Polonya’nın Lwow şehrinden hareket ederek, İstanbul’a seyahat eden Polonyalı Ermeni Seyyah Simeon, yaz sonunda geçmiş olduğu Kırklareli’den; (11)

“Halk dilinde Kırkkelise olarak geçen bu ad, Rumca “Dessarakendi Eklisite”nin tercümesidir. Bununla beraber, burada mevcut gösterilen kiliselerin. şimdi hiç birisi yoktur. Kırkkelisa, Edrene'den 12 saat, Karadeniz'den 20-25 mil, Istanbul'dan da 5 konak uzakta kayalık bir yerde kurulu bir kasabadır. Yanından geçen bir dere, başka bir dere ile birleştikten sonra Meriç'e dökülür. Kırkkelisa halkı türk, rum ve pek çok yahudiden ibarettir. Yahudiler Podolya'dan gelmiş ve bozuk bir almanca konuşurlar, başlıca işleri tereyağcılık ve peynircilik olup, imal ettiklerini kendi mühürleri ile damgalayarak, başka milletlerin ellerinden çıkanlarını haram sayan İstanbul yahudilerine sevkederler. Kırkkelisa'da camiler, hamam ve büyük bir kervansaray vardır.” (12) şeklinde bahsetmiştir.

18. Yüzyılın önemli bilim adamlarından Rucer Yosif Boskoviç, 1762 Tarihli İstanbul-Lehistan Seyahatine ait Hatıra Defterinde Kırklareli’den; (13)

“İstanbul’dan Kırkkilise’ye geldik. Burada yol ikiye ayrılıyor, soldaki yol Edirne ve Macaristan’a, sağdaki yol Kırkkilise içinden Moldovya ve Lehistan’a gidiyor. Kırkkilise’ye gelmeden önce Aslıbey Köyü var. Bu köyden sonra Kamçik Deresini geçtik. Büyük bir köy olan Kırkkilise’ye geldik. Köy halkının çoğu Türk’tür. Köyün birkaç camisi, üç hanı, bir çeşmesi, bir hamamı var.” şeklinde bahsetmiştir. (14)

Ali Cevad, 1895 tarihli, “Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı” adlı eserinde Kırklareli’den; (15)

“Kırkilise (Saranda Ecclisses); Edirne vilayetinde liva merkezi bir kasaba olup, Istranca dağlarının batı eteklerinde ve bir geçidin karşısında pek mühim bir askeri mevkiidir. Kasaba içinde 8 cami-i şerif ile 2 dergah, şayak, fanila, çul, çuval imaline mahsus 45 kadar destegah mevcuttur. Bu destegahlar yılda 4156 zir’a şayak ve fanila, 6360 adet çul ve çuval imal ederler. Kasabada şarapçılık dahi fevkalade ilerlemiş olup 3.611 şarapçı tarafından yıllık 6-7 milyon kiye şarap ve 500.000 kiye kadar rakı imal edilerek Avrupa’ya özellikle Fransa’nın belirli beldelerine sevk olunarak bu yüzden çok miktarda para memlekete girer. Kasaba ile Pınarhisar, Kozcugaz, Kavaklı koyu, Üsküp Polos, Terzidere adında ikisi muvazzaf, dördü fahri müdürlerle idare olunur altı nahiye 71 köyden merkez kazası teşkil eder ki bunların cümlesinde 11.966 hane ve 6598 nüfusu mevcuttur. Kırkilise sancağı; Edirne vilayetinin kuzeydoğusundan ibaret olup kuzeyden Doğu Rumeli, batıdan Edirne, güneyden Tekfurdağı livaları ve doğudan Karadeniz ve Çatalca livası ile sınırlıdır. Liva arazisi kısmen Balkan, kısmen ovalık olup bittabi balkanlar ziraate elverişli değil ise de çoğunlukla çavdar ekilmektedir. Ovalarda kızılca hınta (buğday), çavdar, mısır, şeır (arpa), kenevir yetiştirilir. Ormanları gayet geniş olmakla, kereste ve odun kesilir ve kömür elde edilerek Karadeniz iskeleleri ve şimendifer ile Dersaadet’e ve diğer yerlere sevk olunur. Livada, ehil hayvanlardan 576.313 baş koyun, 175.947 baş keçi, 17.460 baş canavar (kurt ve domuz gibi yabani hayvan), 5.000 baş karasığır, 300 baş merkep, 7.346 baş manda, 24.386 baş öküz, 203 baş ester (katır), 871 baş beygir mevcut idi ki bunlar resmi istatistiklerden alınmıştır. Kazanın sularını, Ergene nehri toplayarak Meriç vasıtasıyla Adalar denizine dökülür. Livanın mamulâtı, kilim, şayak, halı, bez ile ipek, şarap vesairedir. Kırkilise livasında 3.309.099 dönüm ekili ve ekili olmayan arazi, 57 çiftlik, 37.808 dönüm bağ, 2.060 dönüm bahçe, 26.467 dönüm tarla, 4.933 dönüm çayır, 62.746 dönüm mera, 362.148 dönüm orman bulunmaktadır. Liva dâhilinde toplam 3.197 dükkân, 107 fırın, 167 han, 313 değirmen, 9 fabrika, 3.180 ambar, 137 mektep, 128 kilise ve manastır, 3 havra, 83 camii ve mescit, 23 türbe, tekke ve medrese, 8 hamam, 105 çeşme ve sebil, 669 ahır, 125 arsa, 31 tuğla ve kiremithane, 989 harman yeri, 13 aba ve şayak dolabı, 17 dalyan, 362 kışlak, 1 yağhane, 6 tahta bıçkısı, 29 oda, 2 kışla, 67.060 baltalık, 1 silahhane, 4 kayıkhane, 48 destegah, 1560 yaylak ve 748 kulübe vardır.” şeklinde bahsetmiştir. (16)

Kaynakça :

  • 1 Sema Sandalcı, “Kırklareli İlinin Adları ve Anlamları Üzerine İnceleme”, Yıldız Dağları ve Yakın Çevresi Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul 2006, s. 104.
  • 2 T.B.M.M., Kırkkilise İsminin Kırklareline Tahvili Hakkında Takrir, http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d02/c010/b016/tbmm020100160469.pdf
  • 3 Ali Rıza Dursunkaya, Kırklareli Vilayetini Tarih Coğrafya Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik, Kırklareli 1948, c. 1, s. 55,
  • 4 Sema Sandalcı, a.g.m., s. 105.; Doğu Trakya Kırkkilise, http://karpodaimon.blogspot.com/2011/ 05/blog-post_536.html, (07.09.2011), s. 1
  • 5 Sema Sandalcı, a.g.m., s. 105.; Kırkkilise, http://distance.eled.duth.gr/lex/pages/show.php?limid =14870, (07.09.2011), s.1.
  • 6 Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., c.1, s. 48.; Veysi Akın, “Kırklareli Adının Tarihçesi”, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Denizli 1997, s. 9.
  • 7 Ali Rıza Dursunkaya, a.g.e., c. 1, s. 49.
  • 8 Gös. yer.
  • 9 Mehmet Zıllıoğlu Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi ( Sadeleştirenler: Tevfik Temelkuran, Necati Aktaş), İstanbul 1978, c. 5, s. 51.
  • 10 Erol Haker, Bir Zamanlar Kırklareli’de Yahudiler Yaşardı, İstanbul 2006, s. 295.
  • 11 Hrant D. Andreasyan, “Ermeni Seyyahı Polonyalı Simeon'un Seyahatnamesi 1608-1619”, Türkiyat Mecmuası, c. 10, İstanbul 1953, s. 270.
  • 12 P.L İnciciyan-H.D. Andreasyan, Osmanlı Rumelisi Tarih ve Coğrafyası, İstanbul 1974, s. 136, 137.
  • 13 Oya Esin Kaymaz, Kırklareli Şehri, (İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Beşeri ve İktisadi Coğrafya Anabilim Dalı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 1995, s. 17.
  • 14Gös. yer
  • 15 Ramazan Özey “19. Asırda Edirne Vilayetinin Coğrafyası”, http://www.marmaracografya.com/pdf/6-1-ramazanozey-19.asirdaedirnevilayeticografyasi.pdf, (18.09.2011), s. 20, 21, 22.
  • 16 Gös. yer


Bu Yazıyı Ekle

Facebook    Deli.cio.us    Digg   
 








 

Bu site Berilweb tarafından hazırlanmıştır, ROTA tarafından barındırılmaktadır. © 2013 Sitede yer alan içeriklerin tüm hakları Trakyagezi, fotoğraf hakları sanatçısına aittir.

JoomlaWatch Stats 1.2.8b_09-dev by Matej Koval